Bugün 12 Eylül...
Sabah blog'umdaki ilk yazıyı yazdıktan sonra, yazımın beni düşündürmesi sürerken ve kahvaltı yaparken aklıma şu düştü: Bu coğrafya Roma ile çok tanrıcı, Doğu Roma ile ile tanrı imparatordur ve en üst noktadır aşağıya doğru bir hiyerarşi söz konusudur mantığı, daha sonra da tanrı-kul ilişkişi ve hanefi bir anlayış- buraya dikkat: sünni değil - Osmanlı imparatorluğu. Siz buradan nasıl bir genel tablo çıkarırsınız bilmem de, ben şöyle bir tablo çıkarıyorum: Günümüze doğru giderek kendini cendereye sıkıştıran bir coğrafyam insanı. Tercihleriniz doğaldır ki sizi bağlar ve dolayısıyla birebir etkilerine de siz katlanırsınız. Ayrıca saydığım bu coğrafyanın uygarlıkları bir başka tercih olarak da sürekli büyümeyi arzu eden yönetim tiplerine sahiptiler. Kısaca hep güçlü toplum olma arzusu, hep kazanan olma ihtirası içindeydiler. 1699'dan itibaren bu coğrafyada bu tip- yedi ölümcül günaha açık - bir yapıdan, bambaşka özelliklere sahip Avrupa'ya bağımlı bir yapıya geçildi ve bu duru...