Kayıtlar

dergi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Yayın, yayın, ille de yayın..!

Resim
Ve giderek kapanan kitapçı dükkanlarının ardından, dünya şirketi kitapçı-oyuncakçı ve her türlü şeyci dediğimiz mağazalar da fazla buldukları mağazalarını, sanırım ekonomik gerekçeler yüzünden birer birer kapatıyor. Türkiye giderek içten içe eriyor, ancak bu erime karşısında direnen az sayıda da olsa bir ruhu olan ve içi dolu dergi ve fanzinlerin olması sevindirici. Genç girişimciler, yemiyor, içmiyor sanat ve kültür adına bir coşkuyu yaşatmaya çalışıyorlar. Ben bu ortama girdiğimden bu yana yayına hep önem verdim. Çünkü yayınlardır ki, bir toplumu ileri taşır, onun nitelikli yollar oluşturmasındaki ana nüveleri oluştururlar. Öyle tepeden bakmadan, hemen herkese hitap etmek, fakat bu hitabı da süfli kılmadan yapabilmek önemlidir pek tabi. İster süreli, ister süresiz yayın olsun, hacmi hiç önemli değildir benim nazarımda bir yayının. Fakat bir yayının içeriğidir ve en etkileyici yanı da olan biçimi, grafik anlayışıdır hiç şüphesiz o yayına beni bağlayan. Ya hocam o incelikte dergi,...

Modern sanatın anahtarları ve ölümcül günahlar

Yakın zamanda elime geçen Modern Sanatın Yedi Anahtarı isimli bir kitap bana, yasak meyveyi yiyen bir sanatın olduğunu ve bu yöndeki masumluğun ortadan kaldırılmasına dair de 20. yüzyıl ve günümüz yeterince örnekle onurlandırıldı diye düşündürttü. 20. yüzyıl öyle bir tarih dilimi ki tam anlamıyla yedi ölümcül günahtan oburluğa karşılık geliyor. Ele alacağım ilk dört yaklaşım bozulmuş bir sevginin, beşinci yaklaşım eksik bir sevginin, altı ve yedinci yaklaşımlar ise aşırı sevginin sonuçlarıdır diye belirtmek isterim. Sanatta 20. yüzyıl alabildiğine doymak bilmeyen bir yapıya sahip, önüne ne gelirse yutmakta, hemen öğütüp, gene yutmakta ve gene öğütmekte. Bu döngü böyle devam edip durmakta. Bu döngüden para babaları istiflerine istif kattıkları için, döngüyü güçlü şekilde desteklemekte, vb. Sonuç; sanatta ciddi bir iç boşalmanın yaşanması ve sanatın ölmekten beter hale getirilmesi. 20. yüzyıl öncesi, 20. yüzyıl kadar bile bir denklik sağlayamayacak denli masum kalmakta ortadaki tabloya b...