Kayıtlar

kim sanatçı? etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Görsel sanatlarla ilgili...

Resim
Dün şöyle bir şey paylaşmıştım sosyal medyada: "Görsel sanatların hangi dalı olursa olsun plastik çözümleme yapamayanın hikaye anlatmaktan başka şansı kalmaz. O da sadece hedef şaşırtmaya neden olur. Bu da Türkiye’de her çeşidiyle bolca yapılmaktadır..."                                                                                                              Nakkaş Osman, Savaş Düzeni Bu vurguları bir sanat yapıtı karşısında: "Plastik çözümleme için, “önce sanat tarihini form tarihi olarak bellemek”, sonra “bugün gördüklerini o bellediklerinle karşılaştırmaya götürebilecek bir görsel zenginliğe sahip olmak” ve en önemlisi “analojik bir hafıza yaratabilmek”... En sonunda da bütün bu olup biteni sanat kuram...

Takip hep vardı ve gene devam ediyor...

Resim
Şimdi bu blog mecrasına daldım; o zaman bir konuya da buradan açıklık getireyim. O da şu: Bana zaman zaman sorarlar, hangi sanat insanlarıyla ilgileniyorsun diye. Ben de cevap veririm, hak etmeye layık olanlar olduğunda ilgileniyorum diye. 90'lı yıllarda çıkışa geçen bir sanat eleştirmeni olarak, yaratıcı güç beni plastiği doğru olanlarla buluşturdu hep; bu durum doğal olarak benim boyutumla da oldukça ilgili. İki çok önemli sanatçının kapsamlı kitaplarını kaleme alma şansı bana geldi ve ben de bunu en iyi şekilde değerlendirdim: Biri bence ülkemizdeki geometrik soyut resmin önemli temsilcisi Abdurrahman Öztoprak, diğeri de sanat bilimcisi kimliğine de sahip olduğunu düşündüğüm risk alan ve çok çalışkan yapılı Özdemir Altan'dır. Bu iki isim de beni bir sanat tarihçi ve eleştirmen olarak çok beslemiştir. Bu yargımı buradan tarihe bırakmalıyım; çünkü bunu dile getirmek, bir vefa borcumdur bu iki insana da.   Söz konusu bu sanatçılara ait kitaplarda, sanatlarını en derin nok...

Ülkemizde yaşanan; yaratıcı sanatın farkında olamama sorunudur!

Resim
Ülkemizde heyecana kapılıp, elin kızının, oğlunun 500-600 yılda ancak yaptığını bir anda yaptık zannederek, müze kurduklarını iddia edenler, dahası işi şova dökenler, yaratıcı sanat ve gerçeklerinden o kadar bihaberler ki... Ülkemizde elinde kapitali sımsıkı tutanlar sanattan, ne yazık ki -o da anlarlarsa- sadece süsleme ölçeğinde anlar. Böylece kendisini yönlendirenlerin görgüsü ne kadar ise ona hapis olup, öylece kalakalırlar.  K endini yıllardır tekrarlayan ve hiç değişmeyen onlarca iş, bu kurulan yerlerde arz-ı endam ediyorsa, onu yapan kişi gerçek sanat adına bundan gocunmuyor ve utanmıyorsa, dahası alanlar da alıp, müze dedikleri yere bunu asıyorsa, en fenası da yıllarca havasından geçilmeyen, kendini hep bir şey zanneden, insanlara tepeden bakan danışman denilenler, galerisinde asla bulundurmayacağı isimlerin olduğu o biriktirmelere danışmanlığı kabul ediyorsa, işte Türkiye'deki karakter ve kişilik sorununun ne hale geldiğini bir düşünün... Bana bir müzenin sadece tek ...

Sanatta sığ yaklaşımlar

Resim
Sağda solda, yok Eskişehir’de yeni açılan müze, yok İstanbul’daki sanat fuarı ve onun başına atanan kimse, bunları tartışıyor derinlikten uzak, eleştiri kuramı eksik kimseler. En son zaman için de eleştiri yok diyor biri, bir diğeri Eskişehir’deki koleksiyonu göklere çıkarıyor, bu coğrafyada geçmiş 500 yıldaki yöneticilerin bugünleri ne yazık ki göremeyerek evrensel bir koleksiyon oluşturamamalarının eksiklerini ne yazık ki göremiyorlar. Bu kimseler tanımak ve öğrenmek eylemlerinden geçerek kaç uluslararası müzeyi gezmiş ve irdelemiş olabilirler diye kendime soramadan edemedim yazılanları okuyunca. Özdemir Altan’ın dile getirdiği gibi sanat orada tarihi burada gerçekten... Gündemden yana veya gündeme karşı olsun, sağlam bir kuramsal temel yoksa bir yazı veya konuşmada, o emeğe yazık olmuş derim hep. İşte bugün Türkiye sanat konusunda bu halde. Bir kuramsal boşluğa sahip, kuramcısı yok denecek kadar az, sanat, gazete yazarı-muhabiri kimselere kalmış durumda. Eleştiri bir kafe muhabb...