Kayıtlar

eleştiri etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bugün ülke...

Resim
Bu coğrafyada gözü olanları deliye çevirmiş ve bu nedenle içeriden oluşturdukları işbirlikçiler aracılığıyla ülkemiz, Atatürk'ün öldüğü günden itibaren adım adım yıkılıyor. Önceleri bu yıkım çok sesiz yapılırken- tam olarak anlaşılmadan -, son on, on beş yıldır sosyal medyanın da sayesinde hepimizin gözü önünde yapılıyor. Zaten sosyal medyanın dışındaki medyanın zayıflaması ve bir öneminin de kalmaması da sosyal medyanın gücü ele geçirmiş olması. Bu olan bitenlere-yıkıma ses çıkaran var, çıkarmayan var. Ses çıkaranların bireysel kalanları var, bunu az da olsa toplumsallaştırıp ufak da olsa bir sonuca gidenleri var. Neyse sonuca gitmek, olan biteni gözlemleyip, denetimleyebilmek gelişmiş kafaların işi. Para uğruna toplum ve ahlak değerlerini ve daha nicelerini satmamak da öyle. Fakat ne yazık ki yoğun bir satış var toplumun her türlü tabakasından gelen. Ülke adım adım satıldı, parsellendi. Bu bir tarafa, borçlandırılan vatandaş paketlendi ve satışa sunuldu; kısaca gıkını çıkaram...

Anlamak için analoji!

Resim
Le Corbusier’in bu çalışmasını görünce, aklıma Picasso’nun 1937’ye ait Guernica’sı geldi. İki işe de bakınca hangisi daha yaratıcı? 30’lu yılların sanat aurasına dikkat kesilerek bu soruyu cevaplamak olanaklı, yanı sıra bunu anlamanın en kestirme ve garanti yolu plastik açıdan değerlendirmek. Her ikisi de yüzeyle ilgili nokta ve çizgiden yüzeye varmakta, fakat La Corbusier açık şekilde renk faktörünü devreye soktuğu gibi, bu faktörün en belirgin özelliğinin yardımıyla kompozisyonun daha soyuttan yana ve  dönemine göre daha plastik açılı bir bakış açısıyla değerlendirmiş. Picasso’nun da en başarılı işidir kübist döneminin ardından; belki de bu yönde biriciktir. İtme-çekme La Corbusier’de renk ve renkle oluşan yüzeylerin zenginliğiyle gelirken, Picasso’da çizgi ve siyah beyaz ile grinin tüm tonları bağlamında ele alınmış. Her iki iş de başarılı bu açılardan. Ancak renk faktörünün La Corbusier’i illüstratif bir görüntüden rahatlıkla kurtaran, Picasso’yu ise söz konusu illüstratif boyu...

Sanata layık insan ve toplum olma sorunu

Resim
Sanat bir atmosfer, aslında ülkemize göre değil ama bir kozmos meselesi. Doğa-Tanrı ikiliği gibi Sanat-Tanrı ikiliği de bulunmakta. Burada sanat için ileri sürdüğüm Tanrı düşüncesi belki de esin perileri Müz'ler... Müz'lerin bolca olduğu yerler ise sanat ve sanatçı auralarının tam olarak, layıkıyla oluştuğu yerler. İşte ülkemizde sanatla ilgili bunca olumsuz konuşmaya sürekli zorlanmamın en temel nedeni de sanat ve sanatçı auralarının oluşmasını sağlayacak ortamı hazırlayabilecek bir iç'in ne yazık ki, sanatla ilgilenen, sanata yönlenmiş insanımızda olmaması sorunu. Bu eksiklik açık şekilde yapay kimselerin sanat ortamında at oynatmasına neden olmakta. Koleksiyonöründen, galericisine, müzeciyim diyeninden, sanatçıyım diyenine bu ne yazıktır ki değişmez böyler; 25 yıllık bir gözlemimle Türkiye için sabitlenmiş bir konu. Özellikle de sanatta ve diğer alanların eğitiminde ciddi bir gelişme istenci hamlesi olmadan da olacak gibi değil. Ortada olanlar da o nedenle zorlama, ya be...

Bir yorum, dekoratif ve süslemeci olan üzerine...

Resim
Sevgili Yunus Yanık kardeşimden böyle bir yorum ve katkı geldi:  Merhaba hocam, izninizle yaratıcı sanat açısından dekorasyon veya süsleme kavramaları üzerine düşüncelerimi yazmak istiyorum. Takipçilerinizin bu konuda sizi yanlış anladıklarını sanki hissediyorum. Söz konusu yeni açılan müzenin videosunu izledim ve işlerin birçoğu dekorasyon gibi durmakta. Bizim ülkemizdeki problem sanırsam dekorasyonu veya süslemeyi resim yapmak zannediyoruz. Ama bununla birlikte batı modern resim sanatının oluşumunda dekorasyonun büyük bir önemi olduğu da söylenebilir. Georges Braque, Gustav Klimt, Matisse, vb. birçok büyük sanatçı akademik resme karşı resmin kendi gerçekliğine yönelirken geleneksel sanattan yani dekorasyon veya süslemeden yararlanmışlardır. Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun deyişiyle geleneksel sanatlarla modern resim arasındaki tek fark geleneksel sanatların sürekli var olan formları tekrarlamalarıdır. Bundan dolayı dekorasyon kavramının takipçileriniz tarafından yanlış anlaşılıp küçüm...

Sanatta sığ yaklaşımlar

Resim
Sağda solda, yok Eskişehir’de yeni açılan müze, yok İstanbul’daki sanat fuarı ve onun başına atanan kimse, bunları tartışıyor derinlikten uzak, eleştiri kuramı eksik kimseler. En son zaman için de eleştiri yok diyor biri, bir diğeri Eskişehir’deki koleksiyonu göklere çıkarıyor, bu coğrafyada geçmiş 500 yıldaki yöneticilerin bugünleri ne yazık ki göremeyerek evrensel bir koleksiyon oluşturamamalarının eksiklerini ne yazık ki göremiyorlar. Bu kimseler tanımak ve öğrenmek eylemlerinden geçerek kaç uluslararası müzeyi gezmiş ve irdelemiş olabilirler diye kendime soramadan edemedim yazılanları okuyunca. Özdemir Altan’ın dile getirdiği gibi sanat orada tarihi burada gerçekten... Gündemden yana veya gündeme karşı olsun, sağlam bir kuramsal temel yoksa bir yazı veya konuşmada, o emeğe yazık olmuş derim hep. İşte bugün Türkiye sanat konusunda bu halde. Bir kuramsal boşluğa sahip, kuramcısı yok denecek kadar az, sanat, gazete yazarı-muhabiri kimselere kalmış durumda. Eleştiri bir kafe muhabb...