Kayıtlar

müze etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Resmi anlamak için müze bilinci

Resim
Şimdi herkes şunu konuşuyor; fuar yurdun dışına açılan kapıymış, falan filan... Yurdun dışına kapı mı? Çok gülünç. Yurdun dışına kapıyı ancak kendin açabilirsin. Nasıl mı, yemeyecek, içmeyecek, borç harç yapıp gideceksin en azından şu kente ve göreceksin üç müzesini detaylıca. Bu sana gerçek kapıların neler olduğunu gösterir. Paris kenti ve Louvre, D'Orsay ve Pompidou müzeleri. Bu müzeleri gezen bir büyük sanat tarihi kitabını okumuş gibi olur, üstelik yapıt ve başyapıtlar karşısında zenginleşir ve ülkesine geri dönünce, eğer bir göz ve zihin duyarlılığı da varsa, o zaman ülkesindeki tüm sanat ve sanata bağlı hareketleri objektif olarak değerlendirebilir. Bırakın siz, burada zincirin ön ve orta halkalarını görmeden, en son halkalarını dayatan sanat algısını. Kendi sanat algınızı mutlaka kendiniz yaratın. Bunun için sadece söylediğim kenti ve üç müzesini hem de bir an önce görmeye çalışın ve "Resmi Anlamak" isimli kitabımızdan ödünç alarak buraya yerleştirdiğim aşağıdaki...

Modern sanatın anahtarları ve ölümcül günahlar

Yakın zamanda elime geçen Modern Sanatın Yedi Anahtarı isimli bir kitap bana, yasak meyveyi yiyen bir sanatın olduğunu ve bu yöndeki masumluğun ortadan kaldırılmasına dair de 20. yüzyıl ve günümüz yeterince örnekle onurlandırıldı diye düşündürttü. 20. yüzyıl öyle bir tarih dilimi ki tam anlamıyla yedi ölümcül günahtan oburluğa karşılık geliyor. Ele alacağım ilk dört yaklaşım bozulmuş bir sevginin, beşinci yaklaşım eksik bir sevginin, altı ve yedinci yaklaşımlar ise aşırı sevginin sonuçlarıdır diye belirtmek isterim. Sanatta 20. yüzyıl alabildiğine doymak bilmeyen bir yapıya sahip, önüne ne gelirse yutmakta, hemen öğütüp, gene yutmakta ve gene öğütmekte. Bu döngü böyle devam edip durmakta. Bu döngüden para babaları istiflerine istif kattıkları için, döngüyü güçlü şekilde desteklemekte, vb. Sonuç; sanatta ciddi bir iç boşalmanın yaşanması ve sanatın ölmekten beter hale getirilmesi. 20. yüzyıl öncesi, 20. yüzyıl kadar bile bir denklik sağlayamayacak denli masum kalmakta ortadaki tabloya b...